19. Asrın Yüzkarası
67
BAŞLARKEN
Dosyalarımı karıştırırken bir tomar geçti elime. Üzerinde garip bir başlık “XIX. Asrın Yüzkarası.” Birden hatırladım. 25 yıl önce dostum Sedad Zeki yazmıştı bu sayfaları. Yanlış hatırlamıyorsam yabancı bir diplomata yollanan bir mektup. Sedad Zeki, son 50 yıllık tarihimizin bir dökmünü yapıyordu. Mektup Fransızca yazılmıştı. Arada İngilizce cümleler de vardı. Bazı sayfalar kaybolmuştu, bazı satırlar okunmuyordu. Bereket konunun aşinasıydım. Yakın mazinin sislerine ışık tutan bu sayfalar üzerinde defalarca konuşup tartışmıştık. Elimizdeki yazı, tarihten çok tarih felsefesi. Ne yazık ki bu araştırma, dostumun tamamlayamadığı bir binanın sadece revakı. Bununla beraber dünümüzün en çapraşık sorularına cevap getiriyor: Osmanlı niçin sanayiini kuramadı? Avrupa'nın dostluğuna ne kadar güvenebiliriz? Rusya ile hemhudud ülkeler toprak bütünlüğünü nasıl korudular? Kâh Yeni Osmanlı, kâh Jön Türk diye anılan intelijansiya toplumumuzda niçin uğursuz bir rol oynamış? İktidarla aydın çatışması. Abdülhamid Han'ın gerçek kişiliği vs. vs...
Sedad Zeki, maziyi arşivlerden aydınlatan soğukkanlı bir kütüphane adamı değildir. İmparatorluğun çöküşünü hem ferd, hem de aile olarak yaşamış bir şahid, daha doğrusu bir müşahid. Babası Mustafa Zeki Paşa (1849 -1914) değerli bir asker ve tecrübeli bir devlet adamıdır. Çeyrek asırdan fazla bir zaman Mekatib-i Askeriye nazırı
69
ve Tophane Müşiri olarak Devlet-i Aliye’ye hizmet etmiştir. Sedad Zeki, Abdülhamid devrinin belli başlı ricalini yakından tanımış; 1908 Meşrutiyetinin sarahatini günü gününe yaşamış; Cumhuriyetten sonra hariciyeye intisab etmiş; Paris ve Londra'da sefaret müsteşarlığı yapmış; Mısır'da başkonsolos iken emekliye ayrılmıştır. 1950'de Demokrat Parti'den milletvekilidir. Âli ve Fuat Paşa mektebinden bir diplomat, Fransızca, İngilizce ve Almancayı ana dili gibi konuşur ve yazardı. Geniş bir tecessüsü, ansiklopedik bir kafası vardı. Çok okumuş, çok çile çekmiş, çok düşünmüştü. Hayatın “kerm-ü serd”ine rindane bir eda ile gülümseyen kâmil bir Osmanlı münevveri. Belki son Osmanlı münevveri. Filhakika, Sedad Zeki Bey o kadar insafsızca tenkid ettiği İnkiraz devri intelijansiyasının en mükemmel örneğidir. Nüktedan, sühanperdaz, görmüş geçirmiş bir merd-i arif.
O da tanzimatın büyük devlet ricali gibi (bir Âli, bir Fuat, bir Sait Halim Paşa'yı hatırlayınız) yazılarını daha çok Fransızca kaleme alırdı. Gerek konuşur, gerek yazarken Fransızcadan İngilizceye, İngilizceden Almancaya atlayıverirdi. Avrupalı bir diplomatla konuştuğunuzu zannederdiniz. Zevkleriyle Osmanlı, kültürüyle Batılıydı.
Belgenin rahat okunmasını sağlamak için başlıklar koyduk. Zaman zaman notlar eklediğimiz de oldu. Ama teşhis ve tespitlere dokunmadık. Bütün bir ömrün gözlem ve inançlarını özetleyen bu eşsiz belgeyi yarının tarihçilerine sunuyorum.
70